Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla! Allah'ın rahmeti ve bereketi Resulü Muhammed (s.a.s.)'e, ehline ve kıyamet gününe kadar yolunu sürdüren tüm muvahhidlerin üzerine olsun. (AMİN)
Allah (c.c.); Kuran-ı Kerim'in Enfal Suresi'nin 65. ayetinde şöyle buyurur:
"Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Sizden sebat sahibi 20
kişi bulunsa onlardan 200 kafiri yener. Yine içinizden 100 kişi olsa o
kafirlerden 1000 kişiyi yener. Çünkü o kafirler, anlamayan bir
topluluktur."
Biz Müslümanlar, ümmetin ciddi problemlerle karşı karşıya olduğu ve
dünya Müslümanlarının bir değişime ihtiyaç duyduğu noktasında
mutabıkız. Fakat maalesef ümmet, güncel problemlere çözüm bulma
konusunda bütüncül bir yaklaşıma sahip değildir. İşte bu bizim
hatalarımız içinde en başta gelenidir.
Her şeye kadir olan Allah-u Teala, mübarek kitabımız Kuran'da şöyle buyurur:
"Hepiniz toptan Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O (c.c.), kalplerinizi birleştirdi. İşte O'nun
nimetiyle kardeş oldunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında
iken sizi O(c.c.) kurtardı. İşte böylece Allah, ayetlerini size böyle
açıklıyor ki doğru yola eresiniz." (Ali İmran, 103)
Hepimiz Kuran'a ve Sünnet'e sahip olduğumuz müddetçe aramızda hiçbir
anlaşmazlık ve ayrılık olamaz. Bizler farklı gruplara ayrılma ve Kur'an
ve Sünnet'ten başka mercilerden referans alma konusunda izin verilmiş
değiliz. Dolayısıyla çağdaş dünyanın tehditlerine karşı önlemlerimizi
Kur'an ve Sünnet'te aramak zorundayız. Özellikle Allah Resulü'nün şu
hadisi, hiç şüphesiz problemlerimizin kaynağını ve çözüm yolunu net bir
şekilde açıklıyor:
"İyne ile alışverişe başladığınız, öküzün kuyruğuna
takıldığınız ve çiftçilikle yetinip Allah yolunda cihadı terk ettiğiniz
zaman Allah size öyle bir zillet verir ki dininize dönene kadar da onu
üzerinizden kaldırmaz." (İmam Ahmed)
Bu hadis, problemi ve onun çözümünü açıkça belirtiyor. Problemimiz
nedir? Ticaret yapıp cihadı terk etmek... Ne zaman Müslümanlar cihadı
terk etti, Allah da üzerimize zilleti gönderdi.
Allah Resulü'nün dediğine göre bizler, dinimize dönünceye kadar O
(c.c.) bu zilleti bizden kaldırmayacaktır. O (s.a.s.), bizim ticaret ve
ziraatta ilerlediğimiz zaman ümmetin muzaffer olacağını söylemedi.
Böyle bir görüşün destekçilerinin, Kur'an ve Sünnet'ten hiçbir
dayanakları yoktur.
Ümmetin problemi nerede? Küfür dünyasının ekonomik ve teknolojik
başarılarında mı? Hayır, Peygamberimizin dediği gibi cihadın terk
edilmesinde. Sadece bir yol var: inancımızın özüne dönmek ve Allah'ın
emirlerini uygulamaya geri dönmek... Müslümanların en önemli görevi
cihat etmektir. Yine cihadı terk etmek İslam'ı terk etmektir.
Ömer bin Hattab, bazı sahabelerin fethettikleri verimli Ürdün
topraklarında ziraat yapmaya başladıklarını duyunca hasat zamanına
kadar bekledi ve o zaman bu tarlaların harap edilmesini emretti.
Bazıları kendisine şikayet için gelince şöyle dedi: "Bu, ehl-i
Kitab'tan insanların yapacağı iştir. Sizin işiniz Allah yolunda
savaşmak ve O'nun dinini yeryüzüne yaymaktır."
Allah Resulü (s.a.s.) buyurdu ki: "Rızk, mızrağımın ucundadır."
Bugün ümmetin mensuplarının büyük çoğunluğu cihattan uzak durmaktadır.
Bu da içinde bulunduğumuz üzücü durumun sebebidir. Müslümanlar,
mallardan ve canlardan eksilme korkusuyla cihattan kaçmaktadırlar. Ama
Kur'an ve Sünnet'ten gelen reddedilemez deliller, bunun yersiz bir
sebep olduğunu göstermektedir. Şunu görebiliriz ki; Müslümanlar cihadı
devam ettirdikleri ve Allah'ın dinini yaydıkları zaman ümmet daha güçlü
ve daha zengin duruma gelmiştir. Ama ne zaman cihadı terk ettiler
Allah'tan bir zillet başlarına geldi.
Objektif veriler gösteriyor ki; Müslümanların cihat ettikleri
dönemlerde ölen insan sayısı dünyanın her yanında milyonlarca insanın
öldüğü bugünlere nazaran çok daha azdı.
Kur'an'ın şu ayeti üzerinde düşünülmelidir:
"De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz,
kabileleriniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz
ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resulü'nden ve
O'nun yolunda cihat etmekten daha sevimliyse artık Allah'ın emri
gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar toplumunu hidayete erdirmez." (Tevbe, 24)
Sıkıntılarımızın sadece bir tek çözüm yolu vardır ve o da Peygamber
Efendimiz (s.a.s) tarafından açıkça belirtilmiştir. Bizim bütün
yapmamız gereken de sadece bu doğru yolu izlemektir. Ve sonuçta Şehid
Alim Abdullah Azzam'ın sözlerinden bir iktibas yapmak istiyorum:
"Din için kanınızı vermekte cimri olmayın! Eğer ciddi ve
samimiyseniz canınızı ve kanınızı, onları başlangıçtan önce size
bağışlayan ve sizden satın alan alemlerin Rabbi'ne takdim edin."
"Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet
karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, ölür ve
öldürülürler..." (Tevbe,111)
ALLAHU AKBAR!
Müslüman Rus Amine
Çeviri: Press Medya
Kavkaz Center
Bu yazı toplam 964 defa okundu.