Resulullah şöyle buyuruyor:Sizin şu günlerinizde Allah’ın nefesleri/solukları vardır. Ona tabi olun, umulur ki; o nefeslerden biri size isabet eder de ondan sonra asla bedbaht olmazsınız
Resulullah şöyle buyuruyor: “Sizin şu günlerinizde Allah’ın
nefesleri/solukları vardır. Ona tabi olun, umulur ki; o nefeslerden biri size
isabet eder de ondan sonra asla bedbaht olmazsınız.” (Taberani) Başka bir
rivayette “Umulur ki sahibini mutlu edecek ve ondan sonra asla ziyanda
olmayacağı bir rahmet çağrısı isabet eder.”
İşte biz hayır ikliminin en
büyük ve en görkemlisine sayılı günler kadar uzağız. Ramazan ayı hayır, bereket
ve kemal hilaliyle üzerimize doğuyor. Kalpler onunla mutluluğa, ruhlar onunla
feraha eriyor. Resulullah şöyle buyuruyor: “Bu ayınız sizi gölgelendirdi
Allah’ın resulüne yemin olsun ki; Müslümanlar için bu aydan daha hayırlısı
yoktur. Münafıklar için de bu aydan daha şerlisi yoktur. Allah’ın resulüne yemin
olsun ki Allah bu ayın ecrini ve nafilesini, meşakkatini ve ağırlığını ay
girmeden önce yazar. Mümin bu ayda yaptığı ibadetlerden güç kazanır, münafık ise
müminlerin gafletini ve kusurunu arzular. Bu ay mümin için ganimet, günahkar
için gazaptır.” (Ahmet)
Resulullah, bu ayı namaz, oruç, Kuran tilaveti,
hayırda yarış, ihsan ve sadaka ile geçiren, ruhlarını arındırmaya, nefislerini
terbiye etmeye, içlerindeki yüce insani özellikleri saflaştırmaya, şehvetin
esaretinden kurtulmaya, nefislerindeki kötülüğe olan eğilimi yenmeye çalışarak
geçiren iman ehli için bu ayın hayır yönünü bu şekilde açıklıyor. Ramazan sadece
yeme içme vakitlerinin değiştiği bir ay değildir. Ramazan şişkin karınlar,
tutuşmuş şehvetler ve kötü ahlak üzerine yapılan bir devrim, şeytanın ademoğlunu
hakimiyetine aldığı alanların daraltıldığı, nefsi zayıflık ve ruhi gerilemeden
kurtuluşun gerçekleştiği, maddi kışkırtmalara, dünya hayatının süsüne, cimriliğe
karşı bir yükseliş, bencilliği yenme, iyilik, takva ve Allah’ın ipine tutunma
üzere yardımlaşma ayıdır. Ramazan, yüce çağrıya verilen cevabın ayıdır: “Ey
hayırda aşırı giden yaklaş ve ey şerde aşırı giden vazgeç.” (Tirmizi)
Bu
taşkın manevi ortam genç, yaşlı, kadın ve erkeklerle dolup taşan mescitlerde,
evlerde ve camilerdeki açık Kuran sahifelerinde görünüyor. Bu maneviyat
yüzlerde, evlerde ya da camilerdeki toplu yahut aile toplantılarında, televizyon
kanallarının birbiriyle yarıştığı çeşitli dini programlarda görünüyor. Bu
maneviyat, bu ayda ümmetin yaşayışına işleyen cömertlik ve fedakarlıkta
ifadesini buluyor hatta insanlar “Ramazan cömertlik ayıdır” cümlesini sık sık
kullanıyorlar. Bunun etkisini hayatımızda, ümmetimizin geri kalmışlıktan çıkıp
atağa geçmesinde görebiliriz. Peygamber şöyle buyuruyor: “Ramazan girdiğinde
cennetin kapıları açılır cehennemim kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire
vurulur.”
Başarılı davetçiler bu fırsatı değerlendirip bir fidan gibi
dini ve çağrıyı insanların kalbine ekiyorlar mı? Kendilerine, kardeşlerine,
vatandaşlarına, ümmet ve dinlerine zulmeden zorbalar bu fırsatı değerlendirip
konumlarını tekrar gözden geçiriyor, yaptıkları zulümleri terk ediyor ve ümmetin
bugünü ve geleceğinin kalkınması için çalışan samimi kişilerle yardımlaşıyorlar
mı?
Gelin hep birlikte peygamberimizin şu hadisini hatırlayalım: “Yalan
sözü bırakmayıp onunla amel eden kişinin Allah yiyecek ve içeceğini karşılamak
zorunda değildir.” (Buhari)
Ramazan Semavi Kitapların
Ayıdır
Bütün semavi kitaplar bu kutsal ayda inmiştir. Bunların
en sonuncusu ve en muazzamı Kuran’dır. Resulullah buyuruyor ki: “İbrahim’in
(a.s) sahifeleri Ramazanın ilk gecesi, Tevrat 6., İncil 13. ve Kuran 24. gecesi
indirildi. (Ahmet) Başka bir rivayette “Tevrat ramazanın 11. gecesi indirildi”
denilmektedir. Burada bu kutsal ayın gökyüzü ile yeryüzü arasında bağlantı,
yenilenme, ruhi ve medeni gelişme ayı olduğuna işaret edilmektedir. İnsanlık
tarihinde semadan gelen öğretilerin yönettiği ve yön verdiği büyük atılımlar bu
ayda başlamıştır.
İnsanlığa gelen son ilahi kelam olan Kuran’ın muhatabı
İslam ümmeti, insanların hayatına hakim olan cehalet ve büyük düşmanlıkların
gölgesinde bu anlamların neresinde yer alıyor. Azgın maddeciliğin ateşiyle
yanan, sefih erotizmin içinde boğulan insanlığa ne sunduk?
İnsanoğlu
bugün ona yeniden güven ortamını sağlayacak, yeryüzüne barışı getirecek, adalet,
hürriyet, eşitlik ve insanlığın onurunu ihya edecek olan şeye son derece
muhtaçtır. Bunun yolu ise Kuran ilkelerinin tatbik edilmesinden geçmektedir.
Müslümanlar daha önceden sadık müminlerin yaptığı gibi bu ilkeleri tatbik eder
ve onu insanlığa güzel bir şekilde sunarlarsa bu gerçekleşir.
Ey Müslüman
kardeşler, oruç tutanlar! Hükümetler ve resmi kurumlar bu mesajı gerektiği gibi
duyurmuyorsa buna karşı vefa borcunu ödeyecek olanlar sizler olmalısınız. Cihat
edenlerin yolunda bunun için siz çalışmalı, seleflerinize hayırlı halef
olmalısınız. {Doğru yolu bulduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar
veremezler. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O size yapmakta olduğunuz şeyi haber
verecektir.} Maide/105
Ramazan Büyük Zaferlerin
Ayıdır
İslam çağrısına destek olan olayların en büyüğü bu
mübarek ayda gerçekleşti. Ramazanın dolup taşan, yüce maneviyatının büyük etkisi
nefisleri ıslah ile kararları ve iradeleri gözden geçirip yenileme meydanındaki
zaferlerde görülmektedir. Bunlar hayat savaşındaki zaferlerin girizgahıdır.
Bundan sonra İslamın bu ayda kazandığı büyük zaferlere tanık olmaktayız: Furkan
günü Bedir savaşı, Mekke’nin fethi, Ayn-ı Calut savaşı ve Ramazan savaşı (Yom
Kippur savaşı 1973) Müslüman bu mananın bilincinde midir ve Allah’a olan imanını
tazeleyip, ümmete hakim olan utanç verici kırılganlığı aşarak bir kez daha
ramazanda zafere koşabilir mi?
Önümüzde her hür ve onurlu Müslümanı
meşgul eden bir çok mesele var. Bunların en önemlisi Filistin ve Mescid-i Aksa
meseleleridir. Gün geçmiyor ki İsrail meseleyi sonlandırmaya, sıcak dosyaları
kapatmaya ve Arap halkını Siyonistlerle ilişkileri normalleştirmeye, Süleyman
mabedi için kutsal mescidi yıkmaya çalışıyor olmasın. İsrail bunu yaparken
Filistinlilerin anlaşmazlıklarını, Arap parçalanmışlığını, İslami tereddüdü,
uluslar arası işbirliğini kullanıyor. Kesin olarak biliyoruz ki Bedir, Mekke’nin
fethi, Ayn-ı Calut ve 1973 savaşlarında savaşanların torunlarından eli tüfek
tutan mücahitler işgalcinin ve onun taraftarlarının hedeflerini
gerçekleştirmesine izin vermeyeceklerdir. Gazze’nin kurtuluşunu zaferler takip
edecektir. Büyük zafer günü hiç şüphe yok ki gelecektir. { Diyecekler ki “o ne
zaman”. De ki; yakında olması mümkündür.} İsra/51
Yine önümüzde Somali,
Sudan, Irak, Afganistan, Pakistan, Doğu Türkistan meseleleri ve İslam ve Arap
dünyasını ilgilendiren başka meseleler var. Fecrin doğmasıyla başlayan oruç ve
güneşin batmasıyla açılan iftarın bir araya getirdiği Müslümanların,
ümmetlerinin birliğini hissetmeleri ve onun yeniden sağlığına kavuşması için
çalışmaları, ümmetin kendi kararını kendi alması, üzerindeki acziyet tozunu
silkelemesi ve kendini tüketmeyi bir kenara bırakması
gerekmektedir.
Ey Oruçlu Müslümanlar!
İhvan
korkmadan ve tereddüt etmeden Allah davetinin yolunda ilerlemeye, ümitsizliğe
kapılmadan ve tembel davranmadan ümmeti kurtarmaya, 30 günlük bu okulda bıkmadan
yorulmadan kardeşleriyle birlikte yükselmeye karar verdi. Onlar bütün
Müslümanları kalplerin temizlenmesi, nefislerin ıslah edilmesi, kararlılığın
bilenmesi, Allah’a daha çok yaklaşmak adına bu fırsatın değerlendirilmesi için
onlarla el ele vermeye çağırıyorlar ki Allah desteği ve zaferiyle bizim
yanımızda olsun. Rabbimizden sonra ümmetimizin hür ve temiz evlatlarına
beslediğimiz ümit sonsuz. Gelin hak üzere birleşelim, iyilik ve takvada
yardımlaşalım ki; yitirilmiş izzetimiz ve umutlarımız Allah’ın izniyle
gerçekleşsin.
İhvan-ı Müslimin’e!
Hasan el-Benna
şöyle diyor: “Ramazanı fırsat bilin. Kararlı, alacağı son dersin başarılı
olmasını bekleyen, sebepler ve yollar arayan bir halde ilk günden bu okula
girin. Tövbenizi her zaman yenileyin, Kuran’ı dikkatlice okuyun, nefsinize
orucun faydasını hissettirin, gücünüz yettiğince namaz kılın, çokça düşünüp
tefekkür edin, ruhlarınızla birlikte madde dünyasından sıyrılıp ulvi aleme
yükselin ve gözlerinizi oruçluları ayrıcalıklı tutan şu ayete dikin { Ey iman
edenler! Oruç sizden öncekilere yazıldığı gibi size de yazıldı. Umulur ki
sakınırsınız} ve oruçtan takvaya ulaşmış olarak çıkın.”
Hayır şehri
ramazanda, temizlik ikliminde
Bizleri ne mal ne makam değil Allah sevgisi
birleştirir
Allah’tan huşu eden ile hayır işlemeye sevdalı daima
simasından tanınır
Hayır ikliminin kadrini bilip yarış
ettiler
Burada yarış etmenin ecri övülmektir
İmanla ve sevabını
Allah’tan umarak oruç tutup kıyam edin
Gönül rızasıyla onu ihya
edin
Hayır nefretle işlenmez
Hepsi Kuran’la hem hal
oldular
Damarlarında akan kan gibi
Kulak işitir, göz
yaşlıdır
Ruh huşu eder, kalp ah çeker..
Hak
Savaşçılarına!
Resulullah ramazan hakkındaki bir hadisinde şöyle
buyuruyor: “O sabır ayıdır, sabrın ecri ise cennettir.” (İbn Huzeyme) Sabır
ayınız kutlu olsun diyorum. Siz, imanınız ve inancınızla hür olanlar, başkaları
otururken hakkı ayağa kaldıranlar, vatanı ve ümmetine vefalı olanlar! Bu mübarek
günlerde rabbinize geliniz, bu günleri ruhi bir yıkanma ve kutsal bir yolculuğa
çeviriniz. Siz hidayete erdikten sonra size zarar verecek yoktur. Allah’ın size,
davetinize ve ümmetinize indirdiği zulmün ecrini ondan bekleyiniz. Zorluktan
sonra kolaylığı bekleyiniz. Allah’ın size ve ümmete zorluk ve darlıktan sonra
yakın bir felah ve çıkış vereceğine inanınız.
* İhvan-ı Müslimin
Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif'in 14.08.2009 tarihli bu analizi, Gülşen Topçu
tarafından İsra Haber için tercüme edildi.
Bu yazı toplam 504 defa okundu.