Allah şöyle buyuruyor: {Kim iyilikle gelirse ona iyiliğin on misli vardır kim de kötülükle gelirse o da misliyle cezalandırılır. Onlara zulmedilmez.} En’am/160
Bu, padişahlar padişahı, her şeyin rabbi, bütün işlerin künhünü, nefislerin
gizlerini bilen, ne zaman ve nasıl isterse her şeyi yapmaya muktedir olan
Allah’ın kelamıdır. Onun her şeye gücü yeter ve gelecek onun
elindedir.
Fakat 21. yüzyıl cahiliyesi, Azzam el-Ahmed gibi kendisi için
ne bir zarar ne de bir yarar sağlamaya malik olmayan cahilleri büyük işlerle
insanları tehdit etmeye ve rabbimizin sözünü çiğnemeye sevk ediyor. el-Ahmed
şöyle diyor: “Bağlı olduğum Fetih hareketi iyiliğe iyilikle kötülüğe de on
misliyle karşılık verecektir.” Ahmed’i liderlik makamına getiren Fetih, bekliyor
ki kötülüğe on misliyle karşılık versin. Oysa hareket ister Gazze’de orman
kanunları kanalıyla kargaşa çıkarak ister Batı Şeria’da öldürme olaylarına
karışarak olsun büyük suç ve günah işlemektedir. Size tek bir örnek vereceğim:
Talebe Muhammed Radad. Hafız olan bu genç Necah Üniversitesinin bahçesinde Fetih
hareketine mensup kişilerce öldürüldü ve hareket kılını bile kıpırdatmadı hatta
daha da kötüsü katili cesaretlendirdi ve korudu. Ey Azzam el-Ahmed! İnsan
öldürmekten daha büyük bir suç var mı? Peygamber şöyle buyuruyor: “Kabe
taşlarının birer birer yıkılması Allah nezdinde Müslümanın kanının dökülmesinden
daha değersizdir”, “Allah nezdinde dünyanın yok olması Müslüman bir kişinin
öldürülmesinden daha değersizdir.”
Ey Azzam el-Ahmed! Allah’ın huzuruna
çıktığında ne diyeceksin? Liderlerinden biri olduğun bu hareketin karıştığı
öldürme olayları ve savurduğun tehditler ne olacak o gün? İnkar mı edeceksin?
Allah’tan özür dileyip ona senin güç ve kuvvet sahibi olmadığını mı
söyleyeceksin? Katilin yakalanmasını, tutuklanmasını ya da hakkında soruşturma
başlatılmasını istedin mi yoksa Gazze sokaklarında kimlik, bir kuruma bağlılık,
sakal ve başörtü sebebiyle ölüm olaylarına karışan Fetih’teki katiller kanununa
göre bu katillerin yaptıklarını yasal bir iş olarak mı kabul ettin?
Batı
Şeria’da Hamas’tan olduğu düşünülen Filistinli gençlerin, Hamas’ın aşina
olmadığı ve ileriki günlerde açıklanacağı tehdidinde bulunduğun trajik ve
acımasız uygulamalarla karşılaşacakları yönündeki bu yüksek tonlu göz dağı
niye?
Fetih’in Batı Şeria’da yaptıkları dramatik uygulamalardan
sayılmıyor mu? Öldürme trajik bir suç değil mi? İşkence trajik bir suç değil mi?
Takibat ve şehitlerin çocuklarıyla yetimlerin mallarına ey koymak, kadınları
tutuklayıp, soruşturma başlatmak ve işkenceye maruz bırakmak trajik bir suç
değil mi? Fetih bundan daha fazla ne yapabilir? İnsanları evlerinden çıkarıp
ellerini duvara dayamalarını emredecek ve onları öldürünceye kadar ateş mi
edecek? Ateş açarak ya da bomba yüklü araçlarla Fetih hareketindeki liderlere
yaptıkları gibi aynı yöntemle Hamas liderlerine de suikast mı
düzenleyecek?
Burada Batı Şeria’da değil Gazze’de Fetih’in yelteneceği
çılgın düşünceye karşı Hamas’ı uyarıyorum ve zannediyorum ki; Fetih’in farklı
makamlarındaki “kargaları” aracılığıyla savurduğu tehditlerin hedefi budur. Bu
yüzden onlardan istenen çok uyanık olmaları ve yüksek güvenlik tedbirleri
almalarıdır. Çünkü Fetih kansız yaşayamaz. Fetih’in Gazze’de Hamas liderleri ve
Hamas’a yakın olanlar hakkında geniş soruşturma faaliyeti yürüttüğünü gösteren
işaretler mevcut. Fetih onların ne zaman evden çıktıkları, ne zaman döndükleri,
iş yerleri, bindikleri arabanın modeliyle ilgili bilgileri topluyor hatta bazı
şahsiyetlere refakat edenlerin isimlerini, şoförlerin adlarını ve oturdukları
yerleri araştırıyor. Ve bütün bunlar Siyonist işgalcinin bilgi bankasını
yenilemek için değil Gazze’de kan dökme, kargaşa ve güvensizlik ortamının hakim
olması planlarının uygulanması için yapılıyor. Aman dikkat! Sakın ola gözler
gaflete dalıp da bu kişilere kanlı planlarını ve terörist eylemlerini
uygulamaları için fırsat vermesin.
Madem ki Fetih kongre üyelerini
Gazze’den Beytlahim’e getirmek istiyor neden Hamas’ın Abbas’ın
hapishanelerindeki tutukluların serbest bırakılması ve takibatın durdurulması
isteğini reddediyor? Eğer 6. kongrenin düzenlenmesini ya da barışçı, Filistin
ulusal ilişkilerinin kurulmasını gerçekten istiyorsa Hamas’ın isteğini
gerçekleştirmesi gerekmez mi?
Fetih’in tutuklamalarda bulunmadığı,
işkence etmediği, hapishanelerinin olmadığı, siyasi tutuklama politikasına karşı
olduğu şeklindeki aptalca söylem artık işe yaramıyor. Topu Selam Feyyaz
hükümetine atmak ise gerçek bir komedi. Bu hükümet kimin hükümeti? Fetih’in üst
düzey lideri Mahmut Abbas’ın hükümeti değil mi? Bu güvenlik güçleri Fetih
hareketinden, 6. kongre üyesi liderlerden değil mi?
Ey Azzam el-Ahmed! Bu
boş talebinle ne kazanacağını sanıyorsun? Bunun senin gücünü ve konumunu bilen
Filistin halkının aslan parçalarını korkutacağını mı sanıyorsun? Doğum yerin
olan Cenin’de Aksa şehitleri Tugayı tarafından kuşatıldığın, üzerine ateş
açıldığı ve evinden çıkmana izin verilmediği günü unutmadık. O Azzam el-Ahmed
değil miydi yoksa bugün başka bir Azzam mı var karşımızda? Sen değil misin
el-Cezire ekranında Yemen buluşmasından sonra Nemr Hammad’ın aşağılayıp küçük
düşürdüğü kişi? Durumun buysa savurduğun tehditlerin Hamas’ı yardım istemeye ve
bağışla bizi demeye sevk edeceğini mi sanıyorsun?
Ey Azzam! Kongre
üyelerinin Gazze’den çıkmasını kim istiyor? İnsanların işledikleri bir suç
olmaksızın sadece halka ve davalarına karşı samimi oldukları için atıldıkları
hapishanelerden çıkarılmaları gerekiyor. Kongre üyelerinin çıkarılmaması ister
Gazze ister Batı Şeria’da olsun Filistin halkının ölümü ve yok olması anlamına
gelir.
Yeter Azzam! Artık aklına başına topla. Senin, yandaşlarının
nezdinde bile bir değerin yokken muhaliflerinin nezdinde ne değerin olabilir? Bu
kof bağırma ve karga gibi ötmelere gerek yok. Haddini aşma ve gücünün sınırını
bil, bu senin için daha onurlu bir davranış olur. Başında tek bir siyah saç
kalmadı. Bu yüzden Allah katında sorguya çekileceğini unutma.
*
Filistin gazetesinin yayın müdürü Mustafa es-Savvaf'ın bu analizi, Gülşen Topçu
tarafından İsra Haber için tercüme edilmiştir.
Bu yazı toplam 662 defa okundu.